Yazıları. Blog.

Ergenler ve Bilişsel Yaklaşım

Tıklayınız


Rasyonel & Bilişsel Davranışçı Terapisti’nin Nitelikleri

Tıklayınız


Kendinizi nasıl mutlu edersiniz

Tıklayınız


Çocuklarla Psikoterapide Gözlem ve Görüşme Teknikleri

Tıklayınız


Rasyonel (Usçu) Duygucu Davranışçı Terapi Hakkında

Tıklayınız

Dr. Murat Artıran. Uluslararası Yayınlar

REBT with context of basic psychological needs: RESD-A Scale

Makaleye ulaşmak için Tıklayınız


Mediational role of rumination and reflection on irrational beliefs and distress

Makaleye ulaşmak için Tıklayınız


A Turkish Translation of a Measure of Irrational and Rational Beliefs: Reliability, Validity Studies and Confirmation of the Four Cognitive Processes Model

Journal of Rational-Emotive & Cognitive-Behavior Therapy (2020) Cite this article

Makaleye ulaşmak için Tıklayınız

Dr. Murat Artıran. Araştırma Ölçekleri (Open Source)

Ergenler için Temel Psikolojik İhtiyaçlar temelinde İrrasyonel İnanışlar Ölçeği ADÖB-A

REBT with context of basic psychological needs: RESD-A Scale

Ölçek makalesine ulaşmak için Tıklayınız Cambridge University Press

Ölçeğe ulaşmak için TIKLAYINIZ


Genel Tutumlar Ve İnanışlar Ölçeği Kısa Formu’nun Türkçe’ye Uyarlama, Geçerlik ve Güvenirlik Çalışması Çalışması

Ölçeğe ulaşmak için TIKLAYINIZ (Ölçek makalenin Ek’inde bulunmaktadır)


Genel Tutumlar Ve İnanışlar Ölçeği UZUN FORMU (76 madde)

Ölçek Türkçe’ye adaptasyon çalışması makalesine ulaşmak için Tıklayınız Journal of Rational Emotive & Cognitive Behavior Therapy

Ölçeğe ulaşmak için TIKLAYINIZ

Rasyonel sanat

Dr. Murat Artıran

Kendi düşünceleri, niyetleri ve eylemleri ile çevresini de düşünerek kontrol etmeyi amaçlayan virtüöz olan erdem insanı kavramı, Batı bilimsel hareketinin yarattığı ahlaki ve entelektüel yapının özüne işaret eder. İnsanı bütünüyle ahlaki, sosyal ve kozmolojik varlığı bağlamında ele alan, ilişkilerinin istikrarını öngören; hem entelektüel, hem pratik hem de ahlaki yaşamda gerekçeli tutarlılık yaşamının incelenmesine adanmışlıktır. Rasyonel öngörüsü ile kendisinin, doğanın ve insanlığın ustalığında ortak bir tarzdır.

Kendinizi biriyle anlaşmazlık içinde bulduğunuzda – ister politika ister futbol tartışıyor olun – muhtemelen deneyimi zaman kaybı olarak görme eğilimindesiniz. İnsanlar inatçı yaratıklardır, çünkü kendi egolarımızı doğrulamamız gerekir. Bu, kimsenin “pes etmek” istemediği anlamına gelir. Hepimiz argümanı “kazanmak” isteriz.

Eğer bir tartışmayı “kazanmak” için ve ego’nuzu doğrulamak için dışarı çıktıysanız, gerçekten fazla bir şey kazanamazsınız. Aslında öğrenme ve kişisel gelişim için bir fırsat kaçırıyorsunuz.

Kaynakçalar:

http://employees.oneonta.edu/farberas/arth/arth200/artist/crombie_rational_artist.htm

Kendinizi nasıl mutlu edersiniz

Derleyen Dr. Murat Artıran

Rasyonel Duygucu Davranışçı Terapi perspektifinde

Kendinizi nasıl mutlu edersiniz

  • Size mutluluğu getirecek düşünce yapılarına kavuşmayı..
  • Güçlükler karşısında daha az engellenmiş hissetmeyi..
  • Aşırı kaygı, öfke, aşırı üzüntü, kendine acıma duygularıyla baş etmeyi..

İster miydiniz?

Bu kitap danışanlar için Dr. Albert Ellis’in kaleme aldığı !kendine yardım’ kitabıdır. Kişisel gelişim kitabı gibi algılanmamalıdır.

Bu kitap ‘…..,başınıza gelen ya da sizin ortaya çıkardığınız ‘‘kötü’’şeylere karşın, bu konuda kendinizi nasıl hissedeceğinize ve nasıl davranacağınıza ilişkin bir seçme şansınızın olduğunu göstermek’  üzere yazılmıştır.

Aynı zamanda kitap daha iyi hissetmek, daha iyi olmak ve ve daha iyi kalmak için bazı ipuçları vermektedir. olan Daha iyi hissetmenin yollarından birine örnek verecek olursak, birbirinin içine geçmiş birkaç şeyi birden yapmanızı, örneğin düşünme ve hissetme biçiminizi değiştirmeniz gerekir.Bunu bir terapistten ya da baika birinden yardım almadan kendi kendinize ‘Kendini koşulsuz kabul etme (KKK)’ tekniği ile başarabilirsiniz. Kendini koşulsuz kabul etme, iyi şeyler yapmadığınız ve önem verdiğiniz diğer insanlar sizden nefret ettikleri zaman bile, kendini kabul etmek demektir.

Hayatta yaşadıklarımızın bir çoğu bizi rahatsız eder, Dr. Ellis kitabında ise ‘Kendinizi siz rahatsız ediyorsunuz!’ diye bize cevap verir. İnsan rahatsızlığına ilişkin Rasyonel Duygulanımcı Rasyonel Terapi kuramı(RDDT)  çoğu insanın ve pekçok terapistin özellikle de psikanalistlerin ‘sağduyu’yla vardığı kuramdan çok farklıdır.

Üzüntü yaratmayı reddetmek

RDDT kuramı, özünde, sırf başımıza gelen sarsıcı olaylar yüzünden rahatsız olmadığınızı, bu sarsıntılar nedeniyle kendinizi boş yere üzmeyi seçtiğinizi söyler. Evet seçim yapan, psikolojik açıdan vereceğiniz tepkiyi oluşturan kişi sizsiniz ve ne mutlu ki, kendinize üzüntü yaratmayı reddetmeyi ve daha sağlıklı tepki verme yollarını kullanmak üzere çalışmayı seçebilirsiniz.

Yalnızca kendin iyi hissetmek yerine, daha iyi olmanın en seçkin yolu iş görmeyen duyuş ve davranışınızı kısmen kendiniz yarattığınız ve yapılandırdığınızı kabul etmektir. Bunun için mutlaka başarılı olmanız, diğer insanlardan iyi davranışlar görmeniz ve hoşunuza gidecek yaşam koşullarıyla karşılaşmanız gerektiğini  ısrarla söylediğinizi fark edip sonra da bu akılcı olmayan, size zarar veren ve zrunluluklar yaratan düşünceleri gerçekten bırakabilirsiniz.

Freud ve  kızı Anna’nın açıkça gösterdikleri gibi, insanlar çoğu zaman kendilerini savunma amacıyla ve dürüstlükten uzak hareket ederler ve kendilerine yaptıkları zararlı şeyleri görmemeyi gayet güzel becerirler ya da bunları görür, ama bu konuda birşeyler yapmayı ihmal ederler.

İnsanlar kendilerini rahatsız ettikleri zaman genellikle mizah duygularını yitirir ve olan biteni fazlasıyla ciddiye alırlar. Toplumsal ilişkilerinizde, işinizde ve ve hatta eğlenceli uğraşlarınızda kendini gösteren sorunlarla uygun bir biçimde aşa çıkmak istemeniz normaldir. Ancak bunları fazla ciddiye aldığınızda ve ihtimal ne kadar düşük olursa olsun,herhangi önemli bir projede başarısız olmanızın sonuçlarını abarttığınızda, kendinizi üzme eğiliminiz artar.

Öte yandan, sorunlarla karşı karşıya kaldığınızda bunları bilinçli bir biçimde hafife almak da çare değildir; hatta, bunları hafife almanız sizi önemli bir çözüm yolu bulmaktan uzaklaştırabilir, ancak hafife almanın da önemli avantajları vardır.

Olan biten şeylere mizahi açıdan bakmak,

  • Kendinizi yıkılmışlık ve çaresizliğe sokmanızı önler,
  • Sizi karanlık sonuçlar yerine seçenekleri görmeye zorlar,
  • Olayları yalnızca siyah ve beyaz diye sınıflandırmanızın önüne geçer,
  • Yaşamınıza bir oyun duygusu katar,
  • Olayların yalnızca kötü tarafını görmek yerine, kendinizin ve başkalarının davranışlarınıza gülmenizi sağlar,
  • Sizin ve diğer insanların balonunu söndürür,
  • Size duygularınız üzerinde gerçkten denetiminiz olduğunu gösterir,
  • İş görmez modellerinizden bazılarını etkileyici biçimde durdurur,
  • Zor insanlar da dahil olmak üzere herkesle daha iyi ilişk kurmanızı sağlar,
  • Size insani zaafların evrensel olduğunu gösterir.

Dr. Ellis, RDDT görüşmelerinde, özellikle de Grup terapilerinde mizahtan her zaman bol bol yararlandığını ifade eder. Söz konusu terapi görüşmelerinde, insanların kendi kendilerine icat ettikleri ‘gülünç’ sorunlarla ilgili mizahi yorumlar yaparak insanların neşlendiğini söyler. Bunun sonuçlarının iyi olduğunu ve hastalarının zayıflıklarını daha az kasvetli görmeye başladıklarını düşündüğünü belirtir.Aynı zamanda kitabında rahatsız edici ruh durumlarındayken deneyebileceğiniz akılcı mizahi şarkılarından örnekler bulabilirsiniz.

Kitabın Daha iyi olmak  bölümündeki  bazı alt başlıklar; In vivo Duyarsızlaşmayı kullanma: Akılsızca korku duyulan olaylarla karşı karşıya kalma, Riske girme yöntemlerini kullanma,  Zor durumlardan kaçmamak, Etkinlik ödevini kullanmak… şeklindedir. Bu bölümleri a.ıklarken Dr.Ellis hikayeci anlatım tarzıyla bazı seanslarından örnekleri okuyucularıyla paylaşmıştır.

Bir vaka örneği

Kötü bir evlilik, ortaklık ya da iş gibi zor bir durumda kaldığınızda, doğal eğiliminiz kötü olanı bırakıp ondan ayrılmak ve daha iyi bir duruma yönelmektir. Alçak bir ortakla çalışmak kötü olabilir ama başarılı bir işi bırakmak daha kötüdür.Dağınık bir kocayla evli kalmak sıkıcı olabilir ama bağımsız bir geliriniz yoksa ve iki küçük çocuğunuz varsa, ondan ayrılmak daha sıkıcı olabilir.

…….. Ron bunu yaptı. Karısı Edna’yla birliktekalmanın iyi ve kötü yönlerine iyice baktı. On yıllık bir evliliğin ardından Edna, her geçen gün daha öfkeli, daha bayağı ve daha az seksi oluyordu; ayrıca yalnızca Ron’a karşı değil, çocuklarına, kendisinin ve Ron’un anne babasına karşı kötü davranıyordu. ……

Edna’nın sorunları yüzünden Ron,öfkelenmeye ve depresona girmeye başlayınca, avukatlarıyla bir boşanma anlaşması yapma olasılığını görüştü. Bu görüşmede öğrendikleri çok kötüydü.Edna’dan ayrılması ona pahalıya patlayacaktı ve ve çocukların velayeti büyük bir olasılıkla Edna alacaktı…. Ne yapmalıydı?

Ron RDDT yi tercih etti.Ona içindeki öfke ve depresyonda karısı Edna’nın büyük bir payı olduğunu ama kendisinin de payı olduğunu gösterdim. Evet Edna makul davranmıyordu ama Ron da zihninde ve kalbinde, onun makul davranmasını talep ediyordu. Evet Edna çocuklarına karşı adil değildi ama Ron da onun adil olmasını (yalnızca tercih etmiyor) ısrarla istiyordu……..’

Kitap kendi içinde aşamalar barındırdığından ilk iki aşamadan sonra son aşamaya gelerek ‘Daha iyi kalmak’ile ilgili bilgiler veriyor. Bu bölümde daha önceki bölümlerde kendinize yardım etmeniz için sunulan öneriler ilk olarak özetleniyor. Daha sonra da iyi olarak kalmaya devam emeniz için sakınmanız gereken bazı yöntemlerden bahsediliyor.

Gerçek ve olası tersliklerle baş etmek için kullandığımız mantıklı felsefe, bu terslikler yüzünden kendinizi nasıl üzdüğünüz konusunda kullanışlı ve ve edimsel bir bakış açısı kazanmak içinde kullanılabilceği güzel bir dille okuyucuya aktarılıyor.

Önemli not: Bu yazının tüm hakları Dr. Murat Artıran’a aittir. Yazının tamamı başka bir kaynakta (ödev, site, makale, kitap vb.) KULLANILAMAZ.

Rasyonel Duygucu Davranışçı Terapi Hakkında

Yazan: Dr. Murat Artıran

Rasyonel Duygucu Davranışçı Terapi (RDDT), diğer isimleri ile Akılcı Duygucu Davranışçı Terapi, Akılcı Duygulanımcı Terapi, Düşünsel Duygulanımcı Davranışçı Terapi.

RDDT bilişsel davranışçı terapilerin ilkidir ve üzerinde en çok araştırma yapılmış olanlarından biridir. Dr. Albert Ellis tarafından 1950’li yıllarda felsefeyi de içine katan, biliş sistemlerini inceleyen, duyguları araştıran ve en sonda da davranışsal ve sosyal düzenlemeleri ortaya koyan bir yapılandırmacı (constructive) terapi şeklidir. Göründüğü üzere akıl-beden ilişkisini, düşünce-duygu-davranış etkileşimini, sosyal ve çevresel unsurların insan psikolojisindeki etkisini ortaya koyan bir yapısı vardır. Yani insan psikolojisine dar bir çerçeveden bakmaz. Bilinçaltındaki etkenler, felsefe, terapötik ilişki, pozitif psikolojiyi reddetmez aksine değerlendirir.

Bilişsel Süreçler

RDDT’nin bazı ön kabul edişleri diğer bilişsel terapilerden onu ayırır. Bunlardan bazıları şunlardır:

Algılarımız bizi yanıltabilir dolayısıyla RDDT algıları reddetmez ancak bunlara kilitlenmez.

Otomatik düşünceler bizim psikolojimizi belirlemez ancak modumuzu tayin edebilir.

İrrasyonel inanışlar insan psikolojisindeki rahatsızlıkların ana kaynaklarıdır.

Duygular niceliksel olarak değil niteliksel olarak birbirinden ayrılır.

Duygu yönetimi ancak düşüncelerin yönetimi ile mümkündür.

Aşırı talepkârlık (demandingness) psikopatolojiye yol açan ana sebeptir.

Düşünce-duygu-davranış aynı anda meydana gelir, ayrıştırılamaz.

Psikolojik tedavi için uzun süreli değişim, felsefik anlayış, kendini gerçekleştirme esastır, ve bunun sağlanması için kişinin enerji, efor, zaman ve gayret sarfetmesi gerekir; tek başına farkındalık kazanmak veya katarsis ile iyileşme sağlanamaz.

Liste uzayıp gidebilir, şimdilik bu kadar.

RDDT’yi anlamak kolay, uygulaması zordur denilebilir. Ancak yine de bazılarına göre RDDT entegretif bir terapi şeklidir ve danışana göre ve danışanın sorunlarına göre tedavi planı kolaylıkla adapte edilebilir.

Avantajlarından bir tanesi de diğer terapi şekillerine göre çok değil ancak biraz daha kısa süreli olmasıdır. Tecrübelere göre ve bilimsel araştırmalar ışığında söyleyebilirim ki RDDT terapilerinin 8 ila 16 seans arasında, birçok danışanda olumlu anlamda bir değişiklik sağlanabilmektedir.

Hepinize sağlık ve mutluluk dileklerimle..

Önemli not: Bu yazının tüm hakları Dr. Murat Artıran’a aittir. Yazının tamamı başka bir kaynakta (ödev, site, makale, kitap vb.) KULLANILAMAZ.