Dr. Murat Artıran. Uluslararası Yayınlar

REBT with context of basic psychological needs: RESD-A Scale

Makaleye ulaşmak için Tıklayınız


Mediational role of rumination and reflection on irrational beliefs and distress

Makaleye ulaşmak için Tıklayınız


A Turkish Translation of a Measure of Irrational and Rational Beliefs: Reliability, Validity Studies and Confirmation of the Four Cognitive Processes Model

Journal of Rational-Emotive & Cognitive-Behavior Therapy (2020) Cite this article

Makaleye ulaşmak için Tıklayınız

Dr. Murat Artıran. Araştırma Ölçekleri (Open Source)

Ergenler için Temel Psikolojik İhtiyaçlar temelinde İrrasyonel İnanışlar Ölçeği ADÖB-A

REBT with context of basic psychological needs: RESD-A Scale

Ölçek makalesine ulaşmak için Tıklayınız Cambridge University Press

Ölçeğe ulaşmak için TIKLAYINIZ


Genel Tutumlar Ve İnanışlar Ölçeği Kısa Formu’nun Türkçe’ye Uyarlama, Geçerlik ve Güvenirlik Çalışması Çalışması

Ölçeğe ulaşmak için TIKLAYINIZ (Ölçek makalenin Ek’inde bulunmaktadır)


Genel Tutumlar Ve İnanışlar Ölçeği UZUN FORMU (76 madde)

Ölçek Türkçe’ye adaptasyon çalışması makalesine ulaşmak için Tıklayınız Journal of Rational Emotive & Cognitive Behavior Therapy

Ölçeğe ulaşmak için TIKLAYINIZ

Dr. Murat Artıran, Türkçe Yayınlar

The Adaptation of Shortened General Attitudes and Beliefs Scale into Turkish: A Validity and Reliability Study (Genel Tutumlar Ve İnanışlar Ölçeği Kısa Formu’nun Türkçe’ye Uyarlama, Geçerlik ve Güvenirlik Çalışması Çalışması)

Makaleye ulaşmak için tıklayınız.


Ergenlerde Olumlu ve Olumsuz Duygulanımın Yordanmasında Temel Psikolojik İhtiyaçlar İrrasyonel İnanışlarının Rolü

Makaleye ulaşmak için tıklayınız.


Otomatik Düşüncelerin Yordayıcılığı: Umut ve Umutsuzluk Farkı

Makaleye ulaşmak için tıklayınız.


Özel Eğitim Öğretmenlerinde Negatif Düşüncelerin Tükenmişlik

Makaleye ulaşmak için tıklayınız.


Motivasyon Unsurlarının Ergenlerde Öznel İyi Oluşa Etkileri

Makaleye ulaşmak için tıklayınız.

Akılcı (Rasyonel) Duygucu Öz Belirlenim Ölçeği

Ergenler için

Akılcı (Rasyonel) Duygucu Öz Belirlenim Ölçeği

Adob_yonerge ve olcek_muratartiran_rasyonel psikoloji_bilissel davranici terapi_rasyonel terapi olcek

İngilizcesi:

RESD-A English

Türkçe Kaynak:

Artiran, M. (2015). Rasyonel (Akılcı) Duygucu Davranışçı Kuram Ve Öz-Belirlenim Kuramı Çerçevesinde Yeni Bir Ölçek: Akılcı-Duygucu Öz-Belirlenim (ADÖB) Ölçeği’nin Geliştirilmesi – Doktora Tezi. İstanbul Arel Üniversitesi. Yayınlandı.

Orijinal Kaynak:

Ölçek ICCP 2017, The 9th International Congress of Cognitive Psychotherapy Kongresi’nde sunulmuştur. 29th of June – 1st of July 2017 Cluj-Napoca,Transylvania, ROMANYA

Ölçeğin İngilizce versiyonu yabancı bir bilimsel dergide değerlendirme aşamasındadır.

Ölçeğin Teorik Alt Yapısı: Ölçek Rasyonel Duygucu & Bilişsel Davranışçı Terapi’nin (Rational Emotive Behavior Therapy & Cognitive Behavior Therapy) ABC modeline uyumlu halde A’lar (stres verici olay ve durumlar) karşısında B’leri (irrasyonel inanışları) ölçer. Ölçerken Öz Belirlenim Kuramı’nda belirtilen (Self Determination Theory) insan psikolojisinin üç temel ihtiyacı olan özerklik, yetkinlik ve ilişkili olma ihtiyaçlarının karşılanıp karşılanmadığına bakar. Her bir üç temel psikolojik ihtiyaç için 3’er senaryo verilmiştir. Dolayısıyla ölçek 2 BOYUTLU kullanılabilir: İrrasyonel inanışları veya üç temel ihtiyacın ne oranda tatmin edilip edilemediği ortaya konabilir.

Ölçeğin Amacı: ADÖB ölçeği ÖBK’daki özerklik, ilişkili olma ve yeterlilik ihtiyaçlarına ilişkin olarak ergenlik çağındaki bireylerin akılcı olmayan inanışlarını ölçmektedir. Ölçeğin hazırlanma aşamasında Akılcı Duygucu Davranışçı Kuram (ADDK) ve Öz-Belirlenim Kuramı (ÖBK) temelinde yükselen alanyazından yararlanılmıştır. ADÖB, ADDK’de belirtilen akılcı olmayan inanış yapılarının ÖBK’de belirtilen üç temel psikolojik ihtiyaç sınıflamasında ergenler ve erken dönem genç yetişkinler yaş grubunda ölçülebilmesine olanak tanıyan bir ölçüm aracıdır. Ölçek, belirli durumlara ilişkin oluşturulan basit senaryolarla ilgili olarak bireylerin akılcı olmayan inanışlara ne kadar sahip olduklarını belirleme esasına dayalı olarak oluşturulmuştur. Öz-Belirlenim Kuramı’nın ortaya koyduğu temel psikolojik ihtiyaç (özerklik, yeterlilik ve ilişkili olmak) (Ryan ve Deci, 2001, 2008) ADDK’deki dört akılcı olmayan inanışla ölçülmesi amaçlanmıştır. Bunlar 1) aşırı talepkarlık, 2) rahatsız olmaya/zorluklara gelememe, 3) dehşetleştirme/korkunçlaştırma ve 4) kendini/ diğerlerini/hayatı tek bir derecelendirme ile değerlendirme (Ellis, 1958, 1962, 2003). Senaryolar hazırlanırken ergenlerin yaşantıları dikkate alınmış, gerek okullardaki rehberlik ve psikolojik danışmanlık uzmanlarına gerekse bu yaştaki çocuklara fikirleri sorulmuştur.

Yöntem bölümü için istatistiki bilgi: ADÖB’ün 51 maddesinin psikometrik nitelikleri test edildi. Bu çalışma, klinik (N=220) ve klinik olmayan (N=383) örneklem üzerinde gerçekleştirildi. ADÖB’ün faktör yapısını, güvenilirliğini ve yapısal geçerliliğini değerlendirmek için dört çalışma gerçekleştirildi. Bu çalışmada, geçerlilik ve güvenilirlik analizleri araştırmanın hipotezini desteklemiş ve olumlu sonuçlar vermiştir. Açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri üç faktörlü yapıyı işaret etmektedir. Eklerde rapor edildiği gibi, hem klinik olmayan hem de klinik örneklemde madde düzeyinde gerçekleştirilen açımlayıcı faktör analizleri, özellikle klinik örneklem veri setinde çok açık bir şekilde üç faktörlü yapıyı ortaya koymuştur. Güvenlirlik analizleri iç tutarlılık değerlerinin ölçeğin alt grupları arasında .76 ve .88 arasında değiştiğini göstermektedir. Test-tekrar test yöntemine dayalı güvenilirlik katsayıları ise özerklik ihtiyacı akılcı olmayan inanışları boyutu için .88, ilişkili olma ihtiyacı akılcı olmayan inanışları boyutu için .77, yeterlilik ihtiyacı akılcı olmayan inanışları boyutu için .91 olarak tespit edilmiştir. Bu sonuçlar ADÖB’ün test-tekrar test güvenilirliklerinin yüksek olduğunu ve ölçeğin kararlı ölçümler yapabildiğini göstermiştir. Dış kriter geçerliliği çalışmasında ADÖB’ün şu ölçeklerle ilişkisine bakılmıştır: Reynolds’un Ergenler İçin Uyum Süreçleri Taraması Ölçeği (REİDTÖ), Duygu Durum Rahatsızlıkları Profili Ölçeği (DDRP), anne ve babadan algılanan Temel Psikolojik İhtiyaçlar Ölçeği (TPİÖ). Sonuçlar ADÖB’ün bu üç ölçek ile orta ve yüksek derececede ilişkisi olduğunu ortaya koymuştur.

Puanlama Yönergesi

Özerklik İrrasyonel İnanışları için 18 madde

İlişkili olma İrrasyonel İnanışları için 18 madde

Yetkinlik İrrasyonel İnanışları için 15 madde vardır.

Ölçeğin bulunan ters maddeler: Ölçekteki tüm maddeler tek yönlüdür (negatif), tersten puanlama yoktur.

Ölçeğin Değerlendirilmesi: Ölçekten en yüksek alınabilecek puan 51 x 5 = 255, en düşük alınabilecek puan 51’dir. Değerlendirme her bir psikolojik ihtiyaç için (özerklik, yetkinlik ve ilişkili olma) ayrı ayrı yapılmalıdır.

Örneğin bir ergen eğer ilişkili olma (aidiyet) ihtiyacı irrasyonel inanışlarından yüksek puan (72 puan ve üzeri) almış ise bunun anlamı bu psikolojik ihtiyaçlarını karşılamakta irrasyonel inanışları vardır demektir. Bu irrasyonel inanışları bu ihtiyacını karşılamakta onun önünde engel teşkil ediyor demektir.

Eğer bir başka ergen birey eğer oldukça düşük puan almış ise (18-24) bunun anlamı yetkinlik ihtiyacını karşılamakta kayıtsız kalmaktadır, ve klinik olarak motivasyonu, istekliliği ve enerjisinin neden düşük olduğunun araştırılması uygun olacaktır.

24-72 puan arası aralığında bir puana sahip ise ergen bireyin yeterlilik ihtiyacı irrasyonel inanışları normal düzeyde karşılanmaktadır ve ergen birey genel olarak bu konuda testi yaptığı dönem itibarı ile bir problem yaşamaktadır.

İzin için iletişim adresi: info@rasyonelpsikoloji.com

Rasyonel Duygucu Davranışçı Terapi Hakkında

Yazan: Dr. Murat Artıran

Rasyonel Duygucu Davranışçı Terapi (RDDT), diğer isimleri ile Akılcı Duygucu Davranışçı Terapi, Akılcı Duygulanımcı Terapi, Düşünsel Duygulanımcı Davranışçı Terapi.

RDDT bilişsel davranışçı terapilerin ilkidir ve üzerinde en çok araştırma yapılmış olanlarından biridir. Dr. Albert Ellis tarafından 1950’li yıllarda felsefeyi de içine katan, biliş sistemlerini inceleyen, duyguları araştıran ve en sonda da davranışsal ve sosyal düzenlemeleri ortaya koyan bir yapılandırmacı (constructive) terapi şeklidir. Göründüğü üzere akıl-beden ilişkisini, düşünce-duygu-davranış etkileşimini, sosyal ve çevresel unsurların insan psikolojisindeki etkisini ortaya koyan bir yapısı vardır. Yani insan psikolojisine dar bir çerçeveden bakmaz. Bilinçaltındaki etkenler, felsefe, terapötik ilişki, pozitif psikolojiyi reddetmez aksine değerlendirir.

Bilişsel Süreçler

RDDT’nin bazı ön kabul edişleri diğer bilişsel terapilerden onu ayırır. Bunlardan bazıları şunlardır:

Algılarımız bizi yanıltabilir dolayısıyla RDDT algıları reddetmez ancak bunlara kilitlenmez.

Otomatik düşünceler bizim psikolojimizi belirlemez ancak modumuzu tayin edebilir.

İrrasyonel inanışlar insan psikolojisindeki rahatsızlıkların ana kaynaklarıdır.

Duygular niceliksel olarak değil niteliksel olarak birbirinden ayrılır.

Duygu yönetimi ancak düşüncelerin yönetimi ile mümkündür.

Aşırı talepkârlık (demandingness) psikopatolojiye yol açan ana sebeptir.

Düşünce-duygu-davranış aynı anda meydana gelir, ayrıştırılamaz.

Psikolojik tedavi için uzun süreli değişim, felsefik anlayış, kendini gerçekleştirme esastır, ve bunun sağlanması için kişinin enerji, efor, zaman ve gayret sarfetmesi gerekir; tek başına farkındalık kazanmak veya katarsis ile iyileşme sağlanamaz.

Liste uzayıp gidebilir, şimdilik bu kadar.

RDDT’yi anlamak kolay, uygulaması zordur denilebilir. Ancak yine de bazılarına göre RDDT entegretif bir terapi şeklidir ve danışana göre ve danışanın sorunlarına göre tedavi planı kolaylıkla adapte edilebilir.

Avantajlarından bir tanesi de diğer terapi şekillerine göre çok değil ancak biraz daha kısa süreli olmasıdır. Tecrübelere göre ve bilimsel araştırmalar ışığında söyleyebilirim ki RDDT terapilerinin 8 ila 16 seans arasında, birçok danışanda olumlu anlamda bir değişiklik sağlanabilmektedir.

Hepinize sağlık ve mutluluk dileklerimle..

Önemli not: Bu yazının tüm hakları Dr. Murat Artıran’a aittir. Yazının tamamı başka bir kaynakta (ödev, site, makale, kitap vb.) KULLANILAMAZ.

Ergenler ve Bilişsel Yaklaşım

Yazar: Dr. Murat Artıran

Ergenlik, diğer alanlarda olduğu gibi, bilişsel gelişimin üst düzeyde gerçekleşmeye başladığı, bireyin, soyut düşünme kapasitesinin sınırlarını zorladığı ve yaşama, insanlara ve kendisine dair belirli inançları geliştirmeye en açık olduğu dönem olarak ifade edilebilir. Dolayısıyla bu dönem, bilişsel şemaların da oluşmaya başladığı dönem olarak dikkati çekmektedir (Erikson, 1964, 1968). Buna göre bu dönemdeki bireylerden sosyalleşmek, kendi öznel kimliklerini oluşturmak, ilgi gösterdikleri konuları belirlemek, özgürleşme isteklerini gerçekleştirmek, öz yönetimlerini gerçekleştirmek, ilişkilerini yönetebilmek, karar alma becerilerini kullanmak ve topluma uyumlu bireyler olmalarında başarılı olmak gibi beklentiler vardır (Bandura, 1986; Erikson, 1964, 1968).

Ayrıca ilişkilerde, duygu ve düşünceleri doğru ifade edebilme, yaratıcılık, kendine güven ve kendi kendine yetmek, gelecek planları yapmak, hedeflerin olması, sorumluluk sahibi olmak becerilerinin gelişmesi de ergenlerden beklenen diğer özelliklerdir (Gonzalez, Nelson, Gutkin, Saunders, Galloway ve Shwery, 2004; Flett, Druckman, Hewitt & Wekerle, 2011).

Bernard, Ellis ve Terjesen’in (2006) belirttiği gibi Rasyonel Duygucu Davranışçı Terapi’ye (RDDT) göre inanç ya da inanç sistemi insan bilişinin bir parçasıdır ve bireyin akıl sağlığı ve psikolojik iyi olma haliyle doğrudan ilgilidir. RDDT’ye göre “başarmak zorundayım” gibi “ya hep ya hiç”çi yaklaşımlar ya da “hata yapmak korkunçtur” gibi felaketleştirici bakış açıları akılcı olmayan inançlardan kaynaklanır (Bernard ve ark., 2006; Boendermaker, Prins, & Wiers, 2015). Örneğin, bazı çocuklar ve ergenler sahip oldukları akılcı olmayan inançlar (irrasyonel) nedeniyle “matematik dersinde başarılı olmam imkansız” gibi gerçekliği çarpıtan genellemeler yaparlar. Akılcı olmayan inançlar sadece gerçekliği çarpıtmayıp, aynı zamanda bireylerin yalnızca olumsuz yönlere odaklanmasına neden olduğu için, kendi kendisini besleyen bir karaktere sahiptir (Bernard ve ark., 2006). Çocuk ve ergenlerde görülen bazı akılcı olmayan inançları Waters (1982) şöyle sıralamaktadır: “başkalarının beni sevmemesi çok kötüdür”, “kazanmak zorundayım”, “hiçbir şey için beklemek zorunda değilim”, “dünya adil olmalı ve kötü insanlar cezalandırılmalıdır”, “yetişkinler mükemmel olmalıdır”. Yine Waters’a göre ergenlerde diğer bazı yaygın olarak görülen akılcı olmayan inançlar şöyle sıralanabilir: “arkadaşlarımın beni sevmemesi çok kötüdür”, “elimde değil, ben böyleyim, hiç değişmeyeceğim”, “başarısız olmaktansa risk almamak daha iyidir”, “hep diğerleri sorumlu olmalıdır”, “akranlarıma uyum sağlamak zorundayım” (Waters, 1982; Bernard ve ark., 2006).

Kültürel açıdan bakılacak olursa Türkiye’de bu konuda birçok araştırma vardır. Çivitçi’nin (2005) belirttiği gibi ilk ergenlik (11-14 yaş) dönemindeki çocuklarda, utanç, suçluluk, kaygı gibi olumsuz duygularla birlikte depresyon görülebilmekte ve pek çok durumda, bu olumsuzlukların üstü öfke ile örtülebilmektedir. Ergenlerde bilimsel düşüncenin yeterince gelişmemiş olması “ya hep ya hiç” gibi iki kutuplu bir bakış açısıyla birleşince yaşadıkları duygusal çalkantıların kaygıyı daha da artırması olası bir sonuçtur. Bu noktada, çocuklara veya ergenlere yönelik, onlara, bilimsel düşünmeyi aşılayarak, akılcı olmayan inançlardan kurtulmalarını sağlayacak RDDT’nin esaslarına dayanan Akılcı Duygusal Eğitim’in etkili olacağı düşünülebilir. Çivitçi (2005, 2006) bu hipotezi denemek amacıyla ilköğretim yedinci sınıf öğrencilerine yönelik bir eğitim programı hazırlamış ve bu programın onların akılcı olmayan inanç düzeylerini, sürekli kaygı düzeylerini ve akılcı karar verme düzeylerini nasıl etkilediğini araştırmıştır. Programın, akılcı olmayan inançları azaltacağına yönelik öngörü araştırma sonunda desteklenmiştir (Çivitçi, 2005). Araştırmanın incelediği diğer iki değişken için aynı olumlu sonuca ulaşılmamıştır. Kaygı düzeylerinde olumlu yönde değişiklik olmaması programın uygulanış biçimine ve kaygının akılcı olmayan inançlar dışında başka kaynaklardan da beslenebilmesine bağlanmıştır. Bir diğer çalışmada Güler ve Çakır (2013) sınav kaygısını tahmin eden değişkenler üzerine eğilmiş ve akılcı olmayan inançlarla sınav kaygısı arasında doğru orantılı bir ilişki tespit etmiştir. Bu sonuç RDDT’nin kuramsal öngörüsüne uygun olup “insanların kendi kendilerine yarattıkları akılcı olmayan inançları kaygıya neden olur” (Crawford ve Ellis, 1989- Akt. Güler ve Çakır, 2013) savını desteklemektedir. Bu bulgular doğrultusunda araştırmacılar, sınav kaygısı ile başa çıkabilmek için önce akılcı olmayan inançların değiştirilmesi gerektiği sonucuna varmışlardır.

Ellis ve arkadaşları kuramın ilk yıllarından beri RDDT’nin direktif, aktif, eğitim içeren bir psikoterapi olduğunu söylemlediler. RDDT’nin önleyici uygulamalarda da kullanılabileceğine dikkat çektiler. Dolayısıyla çocuklar ve ergenlerin ruh sağlıkları için önleyici uygulamalarda RDDT’nin kullanılabileceğini iddia etmişler ve bu yönde araştırmalar yapmışlardır (Gonzalez, Nelson, Gutkin, Saunders, Galloway ve Shwery, 2004). Hajzler ve Bernard (1991) ADDT’nin, ergen örneklem üzerinde; irrasyonel inanışları, anksiyeteyi, ve davranım bozukluklarını sırasıyla, % 88, % 80 ve % 57 oranında azalttığını, buna karşın içsel kontrol odağını ve kendine güveni ise sırasıyla % 71 ve %57 oranında yükselttiğini rapor etmişlerdir. Gonzalez ve arkadaşları (2004) RDDT ve Çocuklar ve Ergenler adlı meta analiz çalışmasında RDDT tedavisi ile çocuk ve ergenler üzerinde gerçekleştirilen psikoterapötik uygulamaları incelemişlerdir. Çalışma, çocuk ve ergenlerden oluşan örneklem üzerinde deney grubunun kontrol grubuna göre yaklaşık %69 oranında irrasyonel inanışlarda azalma gösterdiğini ortaya koymuştur.

Önemli not: Bu yazının tüm hakları Dr. Murat Artıran’a aittir. Yazının tamamı başka bir kaynakta (ödev, site, makale, kitap vb.) KULLANILAMAZ.